• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/edebiyatcimiz

Divan Şiiri ve Nazım Şekilleri





DİVAN ŞİİRİ GENEL ÖZELLİKLERİ

 

  • Aruz ölçüsü kullanılmıştır.
  • Daha çok tam ve zengin uyak kullanılmıştır.
  • Şiirler, “göz için kafiye” anlayışıyla yazılmıştır.
  • Nazım birimi olarak ağırlıklı olarak beyit tercih edilmiş, beyte göre az da olsa dörtlük kullanılmıştır.
  • Arapça ve Farsça sözcük ve tamlamalar yoğun olarak kullanılmıştır.
  • Oldukça sanatlı, ağır bir dili vardır.
  • Anlam ve söz sanatlarına yer vermek bir hüner olarak görülmüştür.
  • Gazel, mesnevi, kaside ve rubai gibi Arap ve İran edebiyatı nazım şekillerinin yanı sıra Türklere ait olan şarkı ve tuyuğ nazım şekilleri de kullanılmıştır.
  • Şiirler konularına göre tevhit, münacat, naat, methiye, fahriye, mersiye, hicviye adlarını almıştır.
  • Aşk, şarap, sevgili, Allah aşkı gibi konular ağırlıklı olarak işlenmiştir.
  • Bütün güzelliğine değil parça güzelliğine önem verilmiştir.
  • Somut konulardan çok soyut konular işlenmiştir.
  • Sanat için sanat.” anlayışı egemendir.
  • Konudan çok konunun işleniş biçimi önemsenmiştir.
  • Divan şiirinin İran edebiyatından aktarılmış, şaire özgürlük tanımayan bir estetiği vardır.
  • Duygu ve düşünceler kalıplaşmış sözlerle; yani “mazmun”­larla anlatılmıştır.
  • Şairler, mahlaslarını son beyitte söylemişlerdir.

 

 

  EN ÇOK KULLANILAN NAZIM ŞEKİLLERİŞUNLARDIR 

 

Beyitlerle kurulanlar

  • Gazel             
  • Kaside  
  • Mesnevi
  • Müstezat
  • Kıta  

Dörtlüklerle kurulanlar            

  • Rubai               
  • Şarkı             
  • Tuyuğ              
  • Murabba      

Bentlerle kurulanlar       

  • 1Terkibibent
  • 2. Terciibent
  • 3. Müseddes
  • 4. Tesdis
  • 5. Muhammes
  • 6. Taştir

 

 

GAZEL


 

Divan şiiri nazım şekillerindendir. Kelime olarak kadınlarla âşıkâne sohbet etmek, konuşmak anlamına gelir.

Terim olarak aşk, şarap, tabiat ve kadın konularını işleyen şiirlere denir. Kendi başına bir nazım şekli olarak, İran ve Türk Edebiyatı’nda ortaya çıkan gazel, beyitler halinde yazılır ve beyit sayısı beş ile on beş arasında değişir.

Türk Divan Edebiyatı’nda; çok yaygın olarak kullanılan bir nazım şeklidir. Hemen hemen aruz’un her kalıbıyla yazılır. Birinci beyit kendi arasında kafiyeli, diğer beyitlerin birinci mısraları serbest, ikinci mısraları birinci beyit ile kafiyelidir. Kafiye düzenini şematik olarak belirtmek gerekirse aa / ba / ca / da / ea / fa şeklinde ifade etmek mümkündür. Gazellerde beyitler arasında mana birliği olabileceği gibi, her beyit ayrı bir konuyu işlemiş de olabilir.

Gazellerde aşk duyguları, şarap âlemleri, tabiat güzellikleriyle birleşmiş bir şekilde, canlı ve akıcı bir üslûpla dile getirilir.

Gazelin ilk beyitine matla, son beyitine makta adı verilir. Matla beyitinden sonra gelen beyite hüsn-i matla, makta beyiti’nden bir önceki beyite ise hüsn-i makta denir. En güzel beyitine beyt’ül gazel, beyitleri arasında konu birliği bulunan gazellere yek-ahenk gazel, her beyiti aynı mükemmellikte söylenmiş olan gazellere ise yek-avaz gazel denir.

Mısra sonlarındaki kafiyelerden ayrı olarak “mısra içlerinde de kafiye bulunan gazellere musammat gazel adı verilir. Değişik konularda yazılmış olmakla beraber, gazeller genellikle birer aşk şiirleridir. Sevgi bitmez tükenmez temasıdır. Gazellerin isimlendirilmeleri ya rediflerine göre veya ilk mısralarına göre olur. Ayrı kelime halinde redifleri olan gazeller bu rediflerine göre, olmayanlar ise ilk mısralarına göre adlandırılır.

Divan edebiyatının en yaygın kullanılan nazım biçimidir. Önceleri Arap edebiyatında kasidenin tegaüzzül adı verilen bir bölümü iken sonra ayrı bir biçim halinde gelişmiştir. Gazelin beyit sayısı 5-15 arasında değişir. Daha fazla beyitten olaşan gazellere müyezzel ya da mutavvel gazel denilir. Gazelin ilk beyti “matla”, son beyti ise “makta” adını alır.

Matla beytinin dizeleri kendi aralarında uyaklıdır (musarra). Sonraki beyitlerin ilk dizeleri serbest ikinci dizeleri ilk beyitle uyaklı olur. Birden fazla mussarra beytin bulunduğu gazel “zü’l-metali”, her beyti musarra olan gazel ise “müselsel” gazel adıyla bilinir. İlk beyitten sonraki beyte “hüsn-i matla” (ilk beyitten güzel olması gerekir), son beyitten öncekine “hüsn-i makta” (son beyitten güzel olmalı gerekir) denir.

Gazelin en güzel beyti ise “beytü’l-gazel” ya da “şah beyit” adıyla anılır. Bunun yeri ya da sırası önemli değildir. Bazı gazellerin matlasını oluşturan dizelerden birinci ya da ikincisinin matkasının ikinci dizesi olarak yenilenmesine “redd’i-matla” denir. Şair mahlasını (şairin takma adı, ya da tanındığı ad) maktada ya da “hüsn-i” maktada söyler. Bu durumda beyit ikinci bir adla “mahlas beyti” ya da “mahlashane” olarak anılır. Şairin mahlasını tevriyeli kullanmasına “hüsn-i tahallüs” denir.

Dize ortalarında uyak bulunan gazele musammat, sonu getirilmemiş ya da beyit sayısı 5’in altında bulunan gazellere de “natamam” gazel denir. Başka şairlerin birkaç dize ekleyerek bend biçimine dönüştürdüğü gazellere “tahmis”, “terbi” adı verilir. Bütün beyitlerinde aynı düşüncenin ele alındığı gazeller “yekahenk gazel”, her beyti öncekinden ustalıklı biçimde söylenmiş gazeller de “yekavaz gazel” olarak adlandırılır.

Gazeller konularına göre de çeşitli isimlerle tanımlanır. Aşka ilişkin acı, mutluluk gibi içli duyguların dile getirildiği gazeller “âşıkane”, içki, yaşama boş verme, yaşamdan zevk alma gibi konularda yazılanlara “rindane” denir. Âşıkane gazellere en iyi örnek Fuzuli’nin gazelleri, rindane gazellere en iyi örnek ise Baki’nin gazelleridir. Kadınları ve ten zevklerini konu edinen gazeller ise, örneğin Nedim’in gazelleri, “şuhane”, öğretici nitelikli gazellere, örneğin Nabi’nin gazelleri, “hakimane gazel” denir.

Gazeller eskiden bestelenerek okunurdu. Özelikle bestelenmek için yazılmış gazeller de vardır. Gazelleri makamla okuyan kişilere “gazelhan”, gazel yazan usta şairlere ise “gazelsera” adı verilir.

Gazel, Türk müziğinde ise şiirin bir hanende tarafından doğaçtan seslendirilmesidir. Sesle taksim olarak da bilinir. Divan sözcüğünün sözlük bakımından iki anlamı vardır: Belli bir kalıpla yazılan ve besteyle okunan şiir türüne divan denir. Kalıp “failatün failatün failatün failün” şeklindedir. Divan sözcüğü, ikinci olarak, divan tarzında şiir yazan sanatçıların eserlerini topladıkları kitap anlamına gelir. Divan, klasik Türk müziğinde ise en az üçer kıtalık şiirlerden bestelenen şarkıları tanımlar.



Gazel

Benî candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı

Felekler yandı âhımdan murâdım şem’i yanmaz mı

 

Kamû bîmârınâ cânan devâ-yî derd eder ihsan

Niçin kılmaz manâ derman menî bîmâr sanmaz mı

 

Gamım pinhan dutardım ben dedîler yâre kıl rûşen

Desem ol bî vefâ bilmen inânır mı inanmaz mı

 

Şeb-î hicran yanar cânım töker kan çeşm-i giryânım

Uyârır halkı efgaanım karâ bahtım uyanmaz mı

 

Gül’î ruhsârına karşû gözümden kanlu âkar sû

Habîbım fasl-ı güldür bû akar sûlar bulanmaz mı

 

Değildim ben sanâ mâil sen etdin aklımı zâil

Bana ta’n eyleyen gaafil senî görgeç utanmaz mı

 

Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır

Sorun kim bû ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı

 

 

 

KASİDE


 

Kelime anlamı kastetmek, yönelmek”tir. Kaside, belli bir amaçla yazılmış şiirlerdir. Genellikle din ve devlet büyüklerini övmek için yazılır.


Kasidenin özellikleri şunlardır:

  • Nazım birimi beyittir.
  • Beyit sayısı çoğunlukla 33 ile 99 arasındadır.
  • Kafiyelenişi gazeldeki gibidir: aa, ba, ca, da…”
  • İlk beytine ‘matla”; son beytine ‘makta”; en güzel beytine “beytül kasid”; şairin adının ya da mahlasının geçtiği beyte de “taç-beyit” denir.
  • Nef’i, kasideleriyle ünlü bir Divan şairidir.
  • Türüne, giriş bölümünün konusuna veya redifine göre isimlendirilebilir. Rediflerine göre: Su Kasidesi (Fuzulî), Güneş Kasidesi (Ahmet Paşa)…
  • Konularına göre tevhit, münacat, naat, methiye olmak üzere türlere ayrılabilir. Nesib (teşbib), girizgâh, tegazzül, methiye, fahriye, dua bölümlerinden oluşur.

 

KASİDENİN BÖLÜMLERİ ŞUNLARDIR

Nesib (teşbib): Kasidenin giriş bölümüdür. Bir tabiat tasvirinin yapıldığı veya sevgilinin güzelliklerinin anlatıldığı bölümdür. Bu bölümün konuları bahar, kış, yaz, Ramazan, bayram, nevruz, gül, sümbül, güneş, söz ustalığı, kalem, gece, savaş, at veya bir güzel olabilir. Kasideler bu bölümde ele alınan konuya göre adlandırılır.

Girizgâh: Asıl konuya giriş yapmak üzere düzenlenmiş en fazla iki beyitlik bölümdür.

Medhiye: Kasidenin sunulduğu kişinin, yani padişahın veya bir devlet büyüğünün övüldüğü bölümdür. Bu bölümde abartılı ve sanatlı bir övgü vardır.

Tegazzül: Şair, genellikle medhiyeden sonra arada bir gazel söyler. Bu bölüme tegazzül adı verilir. Tegazzül bölümü her kasidede bulunmaz.

Fahriye: Şairin kendini övdüğü bölümdür. Burada da şair abartılı bir ifade kullanır.

Dua: Şairin, kendisi, daha çok da övdüğü kişi için Allah’tan yardım dilediği, dua ettiği bölümdür.



 

MESNEVİ
 

Öğüt verici bir olayı anlatan uzun şiirlerdir. Her çeşit konu işlenebilir. Roman ve öykünün yerini tutan bir nazım şeklidir. Mesnevilerin genel özellikleri şunlardır:

  • Kelime anlamı “ikili, ikişer ikişer”dir.
  • İran edebiyatından alınmıştır. İran edebiyatında Firdevsî’nin Şehname’si ünlüdür.
  • Klâsik halk hikâyeleri, destanî konular, aşk hikâyeleri, savaşlar, dinî ve felsefî konuları işlenir.
  • Konu ne olursa olsun olaylar masal havası içinde anlatılır.
  • Konularına göre sınıflandırılırlar: aşk, din ve tasavvuf, ahlâk ve öğreticilik, savaş ve kahramanlık, şehir ve güzelleri, mizah.
  • İran edebiyatından alınmış nazım şeklidir.
  • Divan edebiyatının en uzun nazım şeklidir (beyit sayısı sınırsızdır). 200-250 bine kadar çıkabilir.
  • Mesnevi de bölümlerden oluşur: Önsöz, tevhit, münacat, naat, miraciye, 4 halife için övgü, eserin sunulduğu kişiye övgü, yazış sebebi, asıl konu, sonsöz.
  • Mesnevide her beyit kendi içinde kafiyelidir: aa bb cc dd ee
  • Divan şiirinde beş mesneviden oluşan eserler grubuna (bugünkü anlamıyla setine) “hamse” denir.
  • Mevlânâ, Fuzulî, Şeyhî, Nabî ve Şeyh Galip (Hüsn ü Aşk) önemli mesnevi şairlerimizdir.

 

EDEBİYATIMIZDA YAZILMIŞ ÜNLÜ MESNEVİLER ŞUNLARDIR

  • Ahmedi – İskendername
  • Süleyman Çelebi – Mevlid
  • Şeyhi – Harname, Hüsrev ü Şirin
  • Nabi – Hayrabat
  • Fuzuli – Leyla ile Mecnun
  • Şeyh Galip – Hüsn ü Aşk

 

AŞK KONULU MESNEVİLER

 

Leyla ile Mecnun

Yusuf ile Zülayha

Hüsrev ü Şirin (Ferhat ile Şirin)

Şem ü Pervane

Gül ü Bülbül

Vamık u Azra

Salaman u Absal

Şah u Geda

Cemşid ü Hurşid

Varka ve Gülşah

 


 MÜSTEZAT

Kelime anlamı “artmış. çoğalmış”tır. Bu nazım şekli, gazelin özel biçimidir. Uzun dizelere kısa bir dize eklenerek yazılır. Her beyti, bir uzun, bir kısa; tekrar bir uzun, bir kısa biçiminde dizelerden oluşur. Uzun dizelere eklenen kısa mısralara “ziyade” adı verilir. Aşk, ayrılık, doğa güzelliği vb. konularda söylenir. Kafiye düzeni genellikle aa(a) a (a) – b(b) a(a) – c(c) a(a) – d(d) a(a) -…” biçimindedir.

 

 KITA

İki beyitten oluşan nazım biçimidir. Kelime anlamı “parça, bölük, cüz’dür. Kafiye düzeni uxaxa” şeklindedir. Değişik konularda yazılır. Önemli bir düşünce, hikmet, nükte, yergi vb. konular işlenir. Beyitler arasında anlam birliği vardır. Şairin mahlası bulunmaz.

 

 

 

 

NAZIM BİRİMİ DÖRTLÜK OLAN NAZIM BİÇİMLERİ

 

RUBAİ
 

Aruzun kendine özgü kalıplarıyla yazılan, dört dizeden oluşan bir nazım şeklidir.

 

RUBAİNİN ÖZELLİKLERİ ŞUNLARDIR

  • Uyak düzeni manide olduğu gibi “aaxa” şeklindedir.
  • Rubaide daha çok felsefe ve tasavvufla ilgili düşünceler, dünya görüşü, bir nükte işlenir.
  • Az sözle çok şey ifade etmek amaçlandığından rubaide anlam yoğunluğu vardır.
  • Şairler rubaide mahlas söylemez.
  • Bu türün en büyük şairi Ömer Hayyam’dır.
  • Azmizade Haleti, yazdığı bin kadar rubai ile Osmanlı Döneminin en büyük rubai şairi olarak tanınır.
  • Cumhuriyet Döneminin en büyük rubai ustası ise Yahya Kemal Beyatlı’dır.

 

 

Rubai Örneği

Ahvâl-i cihânı her zaman söyleşelim

Amma gam-ı aşkımız nihân söyleşelim

Ey vâkıf-ı râz-ı aşk olan ârif-i cân

Ney gibi seninle bî-zebân söyleşelim

(Azmizade Haleti)

 

ŞARKI
 

Şarkı, Türklerin divan şiirine kazandırdığı bir nazım şeklidir.

 

ŞARKININ ÖZELLİKLERİ ŞUNLARDIR

  • Bestelenmek için yazıldığından dili sadedir.
  • Halk edebiyatındaki türkünün karşılığı olan şarkı genellikle 3-5 dörtlükten oluşur.
  • Uyak düzeni ‘abab, cccb, dddb…” şeklindedir.
  • İlk dörtlüğün son dizesi diğer dörtlüklerde tekrar eder, yani nakarattır.
  • Şarkının üçüncü dizesine miyan denir.
  • Aşk ve sevgi konusunun işlendiği şarkılarda şair, son dörtlükte mahlasını söyler.
  • Nedim bu türün en başarılı şairidir.

 

 

 

TUYUĞ
 

Türklerin divan edebiyatına kazandırdığı, düşünsel ve felsefi konularla ilgili olarak yazılan bir nazım şeklidir.

 

TUYUĞUN ÖZELLİKLERİ ŞUNLARDIR

  • Uyak düzeni “aaxa” şeklindedir.
  • Halk edebiyatında maninin, divan edebiyatında ise rubainin karşılığı olarak görülür.
  • Rubai gibi tek dörtlükten oluşan tuyuğ, aruzun sadece “fâilâtün, fâilâtün, fâilün” kalıbıyla yazılır.
  • Rubaide olduğu gibi düşünce ağırlıklı konular işlenir.
  • Divan edebiyatında Kadı Burhaneddin bu türün en önemli şairidir.

 

Tuyuğ Örneği

Dilberin işi itâb u nâz olur

Çeşmi cadû, gamzesi gammâz olur

Ey gönül sabret, tahammül kıl ana

Yâre erişmek işi az az olur

(Kadı Burhaneddin)

 

 

 

MURABBA


 

Özellikle felsefi konular ve aşk olmak üzere her konuda yazılabilen Divan şiiri nazım şeklidir.


MURABBANIN ÖZELLİKLERİ ŞUNLARDIR

  • Dörder dizelik bentlerden oluşan nazım şeklidir.
  • Uyak düzeni “aaaa, bbba, ccca…” şeklindedir. Bazen dördüncü mısralar nakarat olabilir.
  • Bazı murabbalarda birinci dörtlüğün son dizesi, diğer dörtlüklerde tekrar eder, yani nakarat şeklindedir.
  • Övgü, yergilerde; dinî ve öğretici konularda yazılan murabbalar çoğunlukla 6-7 dörtlükten oluşur.
  • Tanzimat dönemi sanatçısı Namık Kemal, murabba nazım şeklinin edebiyatımızdaki en önemli ismidir.

 

 

 

Murabba Örneği

Geçti cânânın firakı canıma

Tîr-i çevri gibi girdi kanıma

Nâleden bir kimse gelmez yanıma

Söyle ey bâd-ı sabâ cânânıma

(Yahya Bey)

 

  • Uyak düzeni “aaaa, bbba, ccca…” şeklindedir.
  • Vasıta beyti, bentteki dizelerden ve diğer vasıta beyitlerinden ayrı kafiyelenir.
  • Münacaat, naat gibi dinî; felsefi ve tasavvufi düşünce gibi öğretici konular; övgü, yergiler işlenir.
  • Edebiyatımızda terkibibent deyince akla ilk gelen isim Bağdatlı Ruhi dir. Onun terkibibenti gazel kafiyeli 16′şar mısralık 17 bentten oluşmuş uzun bir şiirdir. Dönemindeki aksaklık ve bozuklukları, insanların zayıf ve kötü taraflarını alaylı bir dille hicveden bu terkibibent çok tanınmış ve pek çok şair tarafından nazire yazılmıştır.

 

 

 

 

 

NAZIM BİRİMİ BENT OLAN NAZIM BİÇİMLERİ


 

 TERKİBİBENT

8-20 dizelik bentlerden oluşan nazım şeklidir. Genellikle 5-10 bentten oluşur. Bentlerehane”, bentleri bağlayan beyitlere ise “vasıta denir. Şair, son bentte mahlasını söyler. Uyak düzeni “aaxaxa… w, bbxbxb… yy” şeklindedir. Burada “x” ler, birbirinden uyak bakımından bağımsız dizelerdir. Vasıta beyti, bentteki dizelerden ve diğer vasıta beyitlerinden ayrı kafiyelenir. Münacaat, naat gibi dinî; felsefi ve tasavvufi düşünce gibi öğretici konular; övgü, yergiler işlenir.

Terkibibent, edebiyatımızda çok kullanılmış ve bu nazım şekliyle hemen her konu işlenmiştir. Toplumun bozuk yönleri, dalkavukluklar, idarecilerin kötü davranışları, felsefi görüşler, toplumdan şikâyet, Allah’ın varlığı ve kudreti, kâinatın sonsuzluğu, insanın bu kudret ve sonsuzluk karşısındaki durumu ve hayattaki zıtlıklar gibi konular işlenir.

Edebiyatımızda terkibibent deyince akla ilk gelen isim Bağdatlı Ruhi dir. Onun terkibibenti gazel kafiyeli 16′şar mısralık 17 bentten oluşmuş uzun bir şiirdir. Dönemindeki aksaklık ve bozuklukları, insanların zayıf ve kötü taraflarını alaylı bir dille hicveden bu terkibibent çok tanınmış ve pek çok şair tarafından nazire yazılmıştır.

 

 TERCİİBENT

Şekil olarak terkibibentle aynı özelliklere sahiptir. Terkibibentler gibi 5-15 dizelik bentlerden oluşur. Terkibibentten en önemli farkı vasıta beytinin her bendin sonunda değişmeden aynen tekrarlanmasıdır. Terciibentlerde vasıta beyti her bendin sonunda tekrarlandığı için aynı fikir çevresinde toplanan bir konu bütünlüğü vardır. Terciibentler devirden, felekten şikâyet gibi konularda yazılmıştır. Edebiyatımızda terciibent çok kullanılmıştır. Terciibent yazan şairler arasında Nesimi, Şeyhi, Fuzuli, Baki, Nedim, Galip Dede, İzzet Molla, Ziya Paşa gibi isimleri sayabiliriz.

 


 MÜSEDDES

Aynı vezinde altı mısralık bentlerin birleşmesiyle meydana gelen nazım biçimine müseddes denir. Daha çok, 5-7 bent arasında yazılmıştır. Genellikle “a a a a aa, b b b b aa, c c c c aa, d d d d aa …” şeklinde kafiyelenir. Hemen her konuda yazılmakla birlikte daha çok tasavvufi düşünceleri anlatmada kullanılmıştır. Edebiyatımızda çok kullanılan nazım şekillerindendir. Fuzuli, Bağdatlı Ruhi, Naili, Nedim, Şeyh Galip gibi şairler müseddes yazmıştır.



 TESDİS

Bir gazelin her beytinin önüne aynı ölçü ve kafiyede dört dize eklenerek oluşturulan müseddeslere tesdis denir.

 

 MUHAMMES

Muhammes, beşli” demektir. Edebiyatta her bendi beş dizeden oluşan nazım biçimine muhammes denir. Muhammesler daha çok, 4 ile 5 bent arasında yazılmıştır. Uyak düzeni “a a a a a--- b b b b a--- c c c c a--- d d d d a …” şeklindedir. İlk bendin beşinci dizesi öteki bentlerin sonunda yineleniyorsa muhammes-i mütekerrir adını alır. Bentlerin beşinci dizeleri değişiyorsa buna muhammes-i müzdevic denir. Bir gazelin her beytinin başına aynı ölçü ve kafiyede üç dize eklenerek oluşturulan muhammese tahmis denir.

 

 TAŞTİR

Taştir, “ikiye ayırmak, yarmak, bölmek, bir şeyin yarısı” demektir. Edebiyatta, bir şairin gazelinin her beyitinin arasına aynı vezin ve kafiyede iki ya da üç dize eklenerek oluşturulan şiirlere taştir adı verilir. Taştir edebiyatımızda çok fazla kullanılmamıştır. İlk örnekleri 18. yüzyılda görülmüştür. Nedim, Enderunlu Vasıf, İzzet Molla, Baki gibi sanatçılar taştir yazmıştır.


Yorumlar - Yorum Yaz